Şimdi yükleniyor

Yaşlandıkça Kristal Zeka Öne Çıkıyor

Yaşlandıkça Kristal Zeka Öne Çıkıyor

Orta yaştan itibaren beyindeki nöron sayısının azaldığını ve beynin küçülmeye başladığını duymuş olabilirsiniz ve bu bilgi moralinizi bozmuş olabilir. Aslında bu herkes için geçerli değil. Eğer bedeni iyi besler; sosyal ilişkiler, sudoku gibi geliştiren egzersizler ve yeni bilgiler ile beyni donatırsak kristal zeka daha da gelişiyor. Genç yaşımızdaki gibi aynı anda çok fazla işe konsantre olamasak bile genel kültür, analiz, kaliteli bir düşünme biçimi gibi avantajlarımız sayesinde gelişen kristal zekamızın tadını çıkartabiliriz.

Bir yanımızda yaşlılık ile birlikte giderek artan demans çeşitleri varsa bir yanımızda da yaşlandıkça daha da bilgeleşen, her sözünden derya deniz kültür fışkıran kişiler var. Peki, insan yaşlandıkça zekası ve yetenekleri gelişir mi yoksa zayıflar mı? İyi haber şu ki, orta yaştan itibaren nöron kaybetmeye eğilimli olan beyne ve bedene iyi bakarak bu kaybı engellemek, bir ölçüde azaltmak hatta beyni dinç tutmak mümkün. Dolayısıyla yaşla birlikte beyin küçülür demek yerine beynin yaşlandıkça çalışma biçimini değiştirdiğini, aslında daha bile iyi çalıştığını bilmemiz önemli. Kristalize zeka ve akışkan zeka olarak iki temel zeka türü tanımlanmış ve yaş ilerledikçe kristalize zekanın daha da geliştiği ifade ediliyor. Eğer çok hızlı ve kıvrak olmanız beklenmiyorsa, yani aynı anda pek çok problemi çözmek zorunda kalmıyorsanız, yani akışkan zekaya fazla ihtiyacınız yoksa, içiniz rahat olsun. Giderek gelişen kristalize zekanız, kaliteli bir hayat sürmenize yardımcı olacaktır. 

İnsanlar yaşlandıkça nöron kaybederlerse zekalarında düşüş oluyor. Yani genç bir insan gibi, çok işi bir arada yapmakta, hızlı harekete geçmekte güçlük yaşanabiliyor. Ancak sezgi, analiz, tecrübe gerektiren önemli kararlarda farklı bir zeka devreye giriyor ve ileri yaştaki insanların genellikle daha isabetli kararlar vermelerine yardımcı oluyor. Ne demek istediğimizi daha iyi anlatabilmek için zeka türlerinden söz etmemiz yararlı olabilir.

Bilindiği üzere zeka, duygusal zeka, çoklu zeka, yaratıcı zeka gibi farklı kategorilere ayrılıyor. Kristalize zeka ve akışkan zeka tanımlamalarını bilmemiz, ileri yaşta hangi zeka türünün geliştiğini anlamamıza yardımcı olabilir.

Kristalize ve akışkan zeka teorisi, Cattell&Horn isimli hoca ve öğrencisi tarafından bulunup geliştirilmiştir.

Cattell ve Horn’un sınıflandırmasında temel olarak iki tip zeka vardır. Kristalize zeka geçmişte öğrenme yoluyla edinilmiş bilgi, deneyim ve becerileri kapsamaktadır. Bu zekaya kristalize denmesinin sebebi, esnek olmaması, bir kristal gibi önceden paketlenmiş bilgilerin kullanılmasıdır. Önceden var olan bilgilerinizden, kültürünüzden, geçmişinizden gelen bilgilerinizden faydalandığınızda, kristalize zekayı kullandığınızı söyleyebiliriz. Araba kullanmak, okuma yazma, okuduğunu anlama da kristalize zeka becerileridir. Akışkan zeka ise önceden bildiklerinize çok da başvurmadan akıl yürütme ve problem çözme, hayal gücü ve mantık kullanma, yepyeni şeyler üretme becerisidir. Akışkan zekayı kullanmak, önceden bir bilgiye sahip olmanızı gerektirmez. Akışkan zeka, tıpkı su gibi, hemen bulunduğu kabın şeklini alabilen, soruna konsantre olabilen esneklik becerisine sahiptir. Matematik problemleri gibi soruları, genellikle akışkan zeka ile çözeriz.

Akışkan zeka, 30 hadi olsun 40’lı yaşlardan itibaren azalmaya başlamaktadır. Kristalize zeka ise kişinin yaşamı boyunca korunmakta ve giderek artmaktadır. Bu arada bu iki zeka türünü, birbirinden kesin sınırlar ile ayrı görmemek, ikisinin genellikle yaşamımız boyunca birlikte çalıştıklarını da göz önünde tutmak yerinde olacaktır.

Dolayısıyla sürekli bize Alzheimer olmuş yaşlılar gösteren bir dünyada, zekamıza iyi bakarak daha uzun yıllar keyifle yaşamımızı sürdürmeyi umabiliriz.

Share this content:

“Yaşam Uzuyor” sitesi, gazete, dergi ve televizyon tecrübesine sahip ekip üyelerimizin yanı sıra medya iletişimi, kurumsal ve bilimsel yayıncılık deneyimi olan bir editör ekibi tarafından hazırlanıyor.

Yorum gönder