50 Yaşından Sonra, Kaç Yıl Daha Çalışılabilir?
Uzun ömür çalışmalarının odak noktası, sadece yaşamı değil sağlıklı geçen yaşam süresini uzatmak. Artan yaşam süresine hazırlanmanın önemli bir boyutu da bireylerin daha uzun yıllar üretken ve çalışılabilir durumda olması. Çin’de yapılan bir inceleme, 33 ülkenin verileri üzerinden 50 yaş ve üzeri bireylerde, kırılganlık ve sağlıklı çalışma ömrü beklentisini mercek altına alıyor.
Tüm dünyada bireylerin beklenen yaşam süresinin artması, sadece bireylerin sağlığı yönünden değil ekonomik açıdan da çeşitli politikaların geliştirilmesini gerektiriyor. Emeklilik yaşını yükseltmek ve çalışma yıllarını uzatmak, küresel nüfus yaşlanmasının zorluklarını hafifletmek için birçok ülke için temel stratejiler haline geldi. Sağlıklı çalışma ömrü beklentisinin nelerden etkilendiğini ortaya koymak için yapılan bir çalışma konuya daha yakından bakmaya yardım ediyor.
Çin’de yapılan bir çalışmada, 33 ülkeden 5 sağlık ve emeklilik kohortundan, 50 yaş ve üzeri bireyler, ölümlerine kadar takip edildi. Kırılganlık ve sağlıklı çalışma ömrü beklentisinin incelendiği çalışmada, 180.314 katılımcının verileri değerlendirildi.
Hedef, Sağlıklı ve Üretken Yılları Artırmak
Sağlıklı çalışma yaşamı beklentisi kavramı, nüfusun 50 yaşından itibaren sağlıklı bir durumda işgücünde kalması için beklenen yıl sayısını ölçmek amacıyla ortaya atılmıştır.
Yaşlılarda fizyolojik rezervin azalması, stres faktörlerine karşı savunmasızlığın artması ve dışarıdan gelen etkilere karşın bedenin kendini toparlama kapasitesinin gençlere göre daha düşük olmasına neden olur. Kırılganlık olarak tanımlanan bu durum, sadece sağlık sorunları ve ölüm riskiyle ilişkili değildir. Beklenmedik işsizlik, emeklilik, bireyin gelirinin azalması ve mesleki sorunlar gibi olumsuz istihdam durumlarıyla da ilişkilidir. Bir parantez açmak gerekirse bahsedilen kırılganlık, kronik hastalıklara sahip olmak veya engellilik gibi geri döndürülemez durumları kapsamıyor. İncelenen kırılganlık, kişiye özel fiziksel aktiviteler, beslenme programları gibi müdahalelerle geri döndürülebilir bir durum olarak tanımlanıyor.
Bu inceleme, kırılganlık ile sağlıklı çalışma ömrü arasındaki ilişkiye dair ilişkileri çok uluslu bir perspektiften incelediği için de önem taşıyor. Çünkü sağlıklı çalışma ömrü, hem sağlık hem de sosyal politika boyutlarını bütünleştiren bir gösterge. Dolayısıyla yalnızca kişinin sağlık durumuyla değil, aynı zamanda emeklilik politikaları ve emeklilik sistemleri, iş piyasası koşulları, engelli desteği ve ekonomik ve sosyokültürel koşullarla da şekillenmekte. Bu nedenle, altta yatan bireysel ve ülke düzeyindeki eşitsizlikleri anlamak, daha adil politikalar geliştirmek açısından çok önemli. Çalışmada, cinsiyet, eğitim düzeyi, sigara kullanımı gibi bireysel faktörlerin yanı sıra ülke düzeyindeki, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hâsıla, vergi geliri, sivil toplum katılım endeksi gibi faktörler de dikkate alınıyor.
Çalışmanın Sonuçları
Çalışmada, 180.314 katılımcıdan, 81.919’u (%45,5) ‘sağlam’, 63.717 katılımcı (%35,3) ‘kırılganlık öncesi’ ve 34.678 kişi (%19,2) ‘kırılgan’ olarak sınıflandırıldı.
Araştırmacılar, 50 yaşındaki sağlıklı çalışma yaşamı beklentisini, toplam popülasyonda 9,64 yıl buldu. Başta sağlam grupta yer alanlar için beklenti 11,87 yıl, kırılganlık öncesi gruptakiler için 7,34 yıl ve kırılgan gruptakiler için 3,77 yıl bulunmuştur. Sağlamlar ve kırılganlar arasında 8 yıl gibi çarpıcı bir fark var.
Kişisel Özellikler Düzeyinde, Sağlıklı Çalışma Beklentisi
Bireysel faktörlerin etkisine bakıldığında, sigara kullanımı, cinsiyet, evli ya da bekar olma ve eğitim durumuna göre beklentiler incelendi. Sağlam ve ön-kırılgan gruplarda erkeklerin sağlıklı çalışma süresi beklentisi, kadınlardan daha uzundu. Sigara içmeyenler, daha yüksek eğitim seviyesine sahip olanlar tüm kırılganlık durumlarında daha uzun sağlıklı çalışma süresi ile ilişkiliydi. Ön-kırılgan grupta, evli olmayan bireylerin süreleri evli bireylerden daha uzundu, ancak diğer gruplarda anlamlı bir fark yoktu.
Ülke Düzeyindeki Farklılıklar
Kırılganlık grupları genelinde, kişi başına düşen GSYİH, mevcut sağlık harcamaları, hükümet etkinliği ve yolsuzlukla mücadele gibi tüm olumlu ekonomik ve politik faktörlere sahip ülkelerdeki katılımcılar, daha düşük değerlere sahip ülkelerde yaşayan katılımcılara göre daha uzun sağlıklı çalışma süresi beklentisine sahipti.
Araştırmacıların vurguladığı sonuçlardan biri, ekonomik ve siyasi kalkınma politikaları, kırılganlığın önlenmesi ve müdahalesine odaklanan sağlıklı yaşlanma stratejileriyle bütünleştirilerek sağlıklı yaşam beklentisinin uzatılması gerekliliğidir.
Bulgularda önemli politika çıkarımları da var: Sağlık sistemleri kırılganlık taramasını birinci basamak ve acil bakıma entegre etmeli, yerel sosyoekonomik bağlamlara uygun entegre bakım geliştirmeli ve kırılganlık tespiti ve müdahale programları için finansmanı önceliklendirmelidir. Politika yapıcılar, kadın sağlığı ve iş ile ilgili haklarına öncelik vermeli, tütün kontrol politikalarını ve bunların uygulanmasını güçlendirmeli ve yönetişim ve sosyal koruma sistemlerine yatırım yapmalıdır. İşverenler, esnek çalışma saatleri ve düzenlemeleri, sosyal sermayeyi destekleyen iş yeri ağları ve iş sağlığı korumaları da dâhil olmak üzere, yaşlı çalışanlar için yaş dostu iş yerleri sağlamalıdır. Araştırmacılar, bu tür koordineli çabaların, kırılganlığın ilerlemesini geciktirmeye yardımcı olurken, yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha sağlıklı, gönüllü ve destekli iş katılımını teşvik edebileceğine dikkat çekiyor.
Share this content:



Yorum gönder