Neden Görevlerimizi Tamamlamamız Gerekir?
En heyecanlı yerinde yarım bırakılan diziler, bir kısmını ücretsiz sunarak sizi geri kalanı üyelik ile izlemeye teşvik eden videolar, tamamlanmadığı için zihnimizde dönüp duran görevler… Bir psikolojik kavram olan Zeigarnik Etkisi, düzgünce sonlandırılmamış iş ya da aşkların yarım kalmışlık hissi oluşturduğunu ortaya çıkartıyor. Bu bitmemiş görevler, tıpkı açık dosyalar gibi enerjimizi tükettiğinden bu etkiyi fark etmek, bizi görevlerimizi tamamlamaya davet ediyor.
Görev listemizde yer aldığı halde henüz açmadığımız bir telefon ya da yarıda kalmış ve sonuca bağlanamamış bir tartışma, zihnimizi meşgul etmeye devam eder. Eğer her gün egzersiz yapmaya alışkınsanız bir gün idmanı atlamanız, o kadar kafanıza takılır ki, çoğu zaman spora ayıracağınızdan daha fazla zamanı, pişmanlığa harcarsınız. İsterseniz bu gündelik konulara, güzelce veda edilmediği için yarım kalmış aşkları, bitirilmediği için üzüntü oluşturan üniversite eğitimini de ekleyebilirsiniz. İnsan zihni, yaşadığını, yediğini, içtiğini, gezdiğini çabuk unutur; dönüp dönüp henüz sonlandırılmamış işleri hatırlar. Bu yazıda anlatacağımız Zeigarnik Etkisi, işte bu konuya açıklık getiren, önemli bir psikolojik kavram. İnsan zihninin çalışma biçimini öğrenmek, konulara sembolik de olsa bir son getirerek düşünce akışımızın hafifleyip hızlanmasına yardımcı olabilir. Sözünü ettiğimiz etki, hafızanın yapısıyla da ilgili olduğu için eğitim, reklamcılık gibi alanlarda da bu kavramdan yararlanılmaktadır.
Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından keşfedilen Zeigarnik etkisi, tamamlanmamış işlerin, tamamlanmış işlere göre daha iyi hatırlandığını ortaya çıkartan psikolojik bir kavramdır.
Garsonun Siparişleri Nasıl Hatırladığını Merak Etti
Zeigarnik, kendi adını taşıyan etkiyi bir lokantada keşfetti. 1920’li yılların ortalarında, Zeigarnik ve psikolog dostları Berlin Üniversitesi’nin lokantasında yemek için buluştular. Garson, hiç not almadığı halde herkesin siparişini hatasız şekilde getirmişti. Zeigarnik, garsona siparişleri nasıl hatırlayabildiğini sordu. Garsonun tekniği basitti. Önce istenilenleri aklında tutuyor, yemekleri götürdükçe notları zihninden siliyordu. Zeigarnik, hocası Kurt Levin ile birlikte çeşitli araştırmalar yaptı. Tüm bu çalışmaların sonucunda, tamamlanmamış ve sonuçlandırılmamış işlerin zihni işgal ettiği, ancak iş tamamlandığında zihnin bu işgalden kurtulduğu ortaya konuldu.
Bugün biliyoruz ki tamamlamadığımız işler, tıpkı bilgisayardaki kapatılmamış dosyalar gibi beynimizde “açık döngüler” oluşturmakta. Sürekli bize kendini hatırlatmaya çalışan eski dosyalar nedeniyle zihnimizde gerilim oluştuğundan şu anda yapmakta olduğumuz işe konsantre olmakta bile zorlanabiliriz. Dolayısıyla tamamlamadığımız işler, yapılanlardan daha fazla hatırlanır.
Zeigarnik etkisi, tamamlanmamış veya kesintiye uğramış görevleri tamamlanmış görevlerden daha iyi hatırlama eğilimini ifade eder. Beklentilerin karşılanmadığı ya da sürecin kesintiye uğradığı durumlar, tıpkı yarım kalmış aşklar gibi bellekte daha derin ve kalıcı izler bırakır.
Bu etki günlük hayatta iş hayatı, eğlence sektörü, reklamcılık, iletişim, eğitim gibi pek çok alanda karşımıza çıkar. Devam eden dizilerde ya da yazılarda, son sahnelerin bir sonraki bölüme bırakılması, bu etkinin sık rastlanan bir örneğidir. Eğitim alanında uygulanırsa, derslerde ya da toplantılarda, daha iyi akılda kalması için konu tamamlanmaz; en can alıcı kısım bir sonraki derse ya da buluşmaya bırakılır. Böylece merak uyandırmak, katılım için motivasyonu artırmak, öğrenmede kalıcılığı güçlendirmek hedeflenmektedir.
Kalıcı Öğrenme için Tekrarın Önemi
Konu, hatırlamanın doğası olduğunda belleğin yapısına göz atmakta yarar var. Günlük hayatta karşımıza çıkan veriler genellikle kısa süreliğine duyusal bellekte saklanır. Dikkatimizi verdiysek bir süre daha hatırlayabiliriz. Eğer aktif ve bilinçli olarak tekrar edilirse, bu kez veriler, uzun vadeli belleğe aktarılabilir.
Araştırmalar gösteriyor ki, bir görevi tamamlayıncaya kadar zihinsel bir gerilim hissediyoruz. Kişi bu gerilimden özgürleşebilmek adına, görevi tamamlama ihtiyacı duyuyor. Ancak eğer görev ile ilgili ön yargılara sahipsek, aşırı yorgun ya da isteksiz isek, Zeigarnik Etkisi görülmeyebiliyor. Verimliliği artırmak isteği ile sürekli daha fazla iş yapılması gereken şirketlerde ise kişinin önünde dağ gibi yığılmış işleri bitirebilmesi imkansız gibi gözüküyorsa, kişi başlangıç yapmaya yetecek motivasyonu bulamayabiliyor.
Gelelim Yarım Kalmış Aşklara…
Bilirsiniz insan doyasıya yaşadığı, gerekli keyfi, özgüveni ve dersleri aldığı ilişkileri bitirip uzaklaşmak ister. Oysa bir ilişki, tam anlamıyla yaşanmadıysa, başlayacak gibi olup hiç başlamadıysa, aniden kesintiye uğradıysa ya da net bir bitiş olmadıysa, kişi pişmanlıklar, eksiklik, yaşanmamışlık hissi, çaresizlik, diğer kişiye yöneltilen şüphe ve merak gibi duygular ile baş başa kalabilir. Bu nedenle doğru düzgün adı konmamış ya da bitirilmemiş eski aşklar, eli yüzü düzgün ayrılık yaşanmış eski sevgililere kıyasla daha sık hatırlanır. Biz buna aslında ortada bir şey olmadığı halde birinin anlamsızca önem kazanması da diyebiliriz.
Share this content:



Yorum gönder